Loading...

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu


17 Temmuz 1986’da kurulan İnsan Hakları Derneği’nin önünde durmaktayız. İnsan Hakları Derneği ve1990 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı  Türkiye’deki insan hakları mücadelesinin öncülerindendir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın şu andaki başkanı, geçtiğimiz yıl Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün de sahibi olan Şebnem Korur Fincancı.

İnsan Hakları Derneği (IHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TIHV) özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kürdistan İşçi Partisi arasındaki savaş sürecinde insan hakları mücadelesi açısından oldukça önemli çalışmalar yapmışlardır. İnsan hakları ile ilgili hem Türkiye’deki hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki davaları takip ederek insan hakları ihlalleri hakkında raporlar yayınlamış ve farkındalık yaratmışlardır. Ancak bizim bugün burada bulunmamızın sebebi sadece Türkiye’deki insan hakları mücadelesini tartışmak değil, bu tip mücadele alanlarının dahi kadınların sessizleştirilmesine ve görünmez kılınmasına katkı sağlayabildiğini bir kez daha hatırlamak. Kadınlar devlet kurumları ve devlet görevlileri tarafından cinsel şiddete maruz kalmışlar ve kalmaktadırlar. Ancak 1990’ların sonuna kadar bu konuyu kamuoyuyla paylaşan oldukça az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda avukat Eren Keskin ve Leman Yurtsever, kadınların gözaltında yaşadıkları cinsel taciz davalarına hukuki destek sağlamak amacıyla 1997 yılında Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuk Bürosu’nu kurmuştur.

Hepsi Gerçek adlı kitapta, Eren Keskin, gözaltında cinsel şiddete maruz kalan kadınlara hukuki destek sağlamaya karar verdiği andan bahseder. 1995 yılında siyasi tutuklularla çalışan her avukatın bildiği gibi kendisinin de neredeyse tüm tutukluların işkence sürecinden geçtiğini bilmektedir. Ancak kadınların, özellikle kadınlıklarını hedef alan belirli şiddet türlerine maruz kaldıklarını farkında değildir. Aynı yılda, Kürtler’in hakları üzerine yaptığı konuşmalar sebebiyle hapis cezasına çarptırılır. Cezaevinde kaldığı süre içerisinde tanıştığı kadınlardan biri, Eren Keskin’e gözaltındayken atlattığı tecavüz vakasından bahseder. Kitapta Eren Kesin o anı şöyle anlatır: “O an yüzünde öyle bir ifade vardı ki daha sonra dinlediğim her tecavüz ve taciz öyküsünde her kadında aynı ifadeyi gördüm. Sanki “O anı’’ anlatırken tüm kadınlar ‘’aynı kadın’’ oluyorlardı.” Eren Keskin’in paylaştığı bu hikâye kadınların deneyimlerini açığa çıkarırken ne kadar zorlanmış olduklarını göstermektedir. Çoğu kadın için bu durum hâlâ geçerli.

Bu deneyimin ardından, Eren Keskin kadınlar ile çalışmaya karar verir ve Almanya’daki iki kuruluştan destek alarak Leman Yurtsever ile birlikte Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuk Bürosu’nu kurar. 1997 yılında kurulan büro,  devlet görevlileri tarafından cinsel şiddete maruz bırakılan kadın ve LGBT bireylere ücretsiz hukuki destek sağlamaktadır. Proje kapsamında, devlet kaynaklı cinsel şiddeti açığa çıkarmak ve kamuyla paylaşmak için gözaltında cinsel şiddete maruz kalan kadınlarla 10 yıl süren bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Tecavüz ve cinsel taciz Kürt kadınlarına karşı sistematik bir şekilde silah olarak kullanıldığı için başvuruların büyük bir çoğunluğu Kürt kadınlar tarafından yapılıyor olsa da seks işçisi, travesti, transseksüel ve siyaseten aktif kadınlar da hâlen gözaltında cinsel tacize maruz kalmaktadırlar.