Loading...

Ayşe Şan / Mezopotamya Kültür Merkezi


Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM, aralarında Musa Anter ve İsmail Beşikçi’nin de olduğu bir grup Kürt aydın ve sanatçı tarafından 1991 yılında kuruldu. MKM’nin Taksim’deki bu şubesi Kürt dili, kültürü ve sanatı icraatına ilişkin Türkiye’de kurulmuş ilk kültür merkezidir. Daha sonra Diyarbakır, Van, Urfa, Mersin, Adana ve İzmir gibi diğer şehirlerde ve Almanya, Avusturya ve Hollanda gibi bazı Avrupa ülkelerinde de merkezin şubeleri açıldı.

MKM’de müzik, tiyatro, sinema ve dans gibi sanatın çeşitli dallarında üretim yapan birçok tanınmış sanatçı yetişmiştir. Merkezin sadece sanat ve kültür için değil aynı zamanda Kürt politikası için de alternatif bir alan açtığı söylenebilir. Bu nedenle de açıldığı günden beri Türk devletinin ciddi baskılarına maruz kaldı. Bu bina devamlı sivil polisin gözetimi altında oldu, polis tarafından defalarca basıldı ve bazı MKM üyeleri gözaltına alındı ve tutuklandı. Bunlardan biri de popüler bir Kürt şarkıcı olan Rojda Şenses… Birkaç yıl önce Rojda diğer müzisyenler ve sanatçılarla birlikte “demokratik açılım” kapsamında zamanın başbakanı Erdoğan tarafından bir toplantıya davet edildi. Ancak, ne ironiktir ki toplantıdan bir gün önce tutuklandı ve PKK lehine propaganda yapmakla suçlanıp 1 yıl sekiz ay hapis cezası aldı.

Rojda ve kariyerine MKM’de başlayan diğer çağdaş kadın sanatçılar geleneksel Kürt kadın dengbêjlerinin ve şarkıcıların hafızasını canlı tutmaya çok önem veriyorlar. Ayşe Şan da bu dengbêj/şarkıcılardan biri… Ama önce dengbêjin ne demek olduğunu kısaca anlatmakta fayda var. Bu Kürtçe sözcük, “ses ustası” şeklinde çevrilebilir; ve sese biçim ve hayat veren demektir. “Deng” ses demektir, “bej” ise “söylemek” fiilinden türetilmiştir. Dengbêjler genel olarak köyden köye dolaşarak genellikle bir müzik aleti kullanmadan bazen ise bir müzik aleti eşliğinde hikâyeler anlatan geleneksel Kürt ozanlarıdır. Kürtlerin gündelik yaşamları, aşk hikâyeleri, savaş, özlem, acı ve Kürtlerin baskı karşısındaki mücadeleleri hakkında türküler (stran) söylerler. Kürtlerin kolektif hafızasını canlı tutmaya yardımcı olan dengbêjler, sözlü Kürt tarihini sonraki kuşaklara aktarmada önemli bir rol oynarlar.

Ayşe Şan da Kürt müzik tarihinin en önemli kadın dengbêj/şarkıcılarından biridir. 1938 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelir. Babası çok tanınan bir geleneksel dengbêjdir. Şan’ın şarkı söylemeye olan tutkusu büyük ölçüde ondan ve diğer geleneksel Kürt sanatçılarından kaynaklanmaktadır. 1958’de Ayşe Şan köy meclislerinde şarkı söylemeye başlar. Ancak bir kadın olarak şarkı söylemesi ailesi ve çevresi tarafından günah olarak görülmektedir. Ciddi baskılar gördüğü için çok genç yaşta memleketini terk ederek Gaziantep’e taşınmak zorunda kalır. Kürtçe şarkı söylemek yasak olduğu için, yerel radyoda iki sene boyunca Türkçe şarkılar söyler.

1963 yılında İstanbul’a taşınır ve ilk albümünü Kürtçe ve Türkçe yapar. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nde çıkarılan ilk Kürtçe albüm kaydı olur ve büyük bir başarı elde eder. Bu albümü diğerleri takip eder, ancak bütün bu kayıtlar 1971 Askeri Darbesi sürecinde toplatılır ve yasaklanır. Devlet baskısı nedeniyle, Şan Almanya’ya gider ve üç yıl orada kalır. 1980’lerden itibaren İzmir’e yerleşir ve 1996’daki yalnız ölümüne kadar oradaki bir postanede çalışır. Ayşe Şan, ağabeyleri ve akrabalarının ölüm tehditleri nedeniyle bir daha asla memleketi Diyarbakır’ı veya annesini göremez. Akrabalarının itirazı nedeniyle mezarı bile Diyarbakır’a nakledilemez. Ancak bugün Diyarbakır’da Ayşe Şan’ın ismini taşıyan çok güzel bir park bulunmaktadır.

Ayşe Şan sadece anadilinde şarkı söylemek isteyen bir Kürt olarak Türk devletine değil, aynı zamanda bir kadın olarak ataerkiye karşı da direnmiştir. Bu nedenle, direnişi ve kararlılığı çağdaş Kürt kadın şarkıcıları ve dengbêjleri için hep bir ilham kaynağı olmuştur.