Loading...

ALİYE BERGER (1903 İSTANBUL, – 1974 İSTANBUL)


1830’da inşa edilen Narmanlı Han, 100 yıla yakın süre boyunca Ruslar tarafından önce büyükelçilik, ardından hapishane ve sonrasında da ticaret merkezi olarak kullanıldı. Sanatsever bir aileden gelen Narmanlı kardeşler 1933’te yapıyı satın aldı ve odalarını sanatçılara, yazarlara ve matbaalara ucuz bedellerle kiraya verdiler. Ermeni gazetesi Jamanak, bir dönem burada hazırlandı. Yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, yazar Ahmet Hamdi Tanpınar, gazeteci Neş’et Atay burada yaşadı ve çalıştı. Türkiye’nin modern kadın ressamlarından Aliye Berger de, yapının sanatkar sakinlerinden birisiydi. İşleri birçok önemli özel ve kamusal koleksiyonda yer alan Aliye Berger’in hikayesi, o günlerde kadınlar için sanatçı olmanın ne kadar zor olduğunu gösteren tipik bir örnek sayılabilir.

Aliye Berger, 1903’te, eğitime ve sanata büyük önem veren üst sınıf bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Bir entelektüel ve sanatçı olarak kimliğini şekillendirmesinde önemli rol oynayan birçok sanatçının arasında büyüdü. Bunun haricinde, ailesinin ekonomik imkanları sayesinde seyahat etmesi ve yurt dışında yaşaması mümkün oldu. İlkokul eğitimini Büyükada’da, yapımına babasının önayak olduğu okulda tamamlayan Aliye Berger, daha sonra, Birinci Dünya Savaşı sebebiyle kapanana kadar Notre Dame de Sion’a devam etti. Buranın kapanmasının ardından da, Fransızca eğitim veren Madame Braggiotti’nin okuluna kayıt oldu.

Aliye Berger, 17 yaşında,–yine çok ünlü bir kadın ressam olan- ablası Fahrelnissa Zeid’in malzemelerini kullanarak resim yapmaya başladı. 1924’te Macar müzisyen Carl Berger’le tanıştı. Otobiyografisinde belirttiği üzere, ilk ya da ikinci görüşte aşık olduğu Carl ile arasındaki entelektüel alışveriş ufkunu önemli ölçüde genişletti. Tanışmalarından 23 yıl sonra evlenmelerinin üstünden 6 ay geçmişken Carl hayatını kaybetti. Bu kaybın ardından ablasıyla Londra’ya giden Aliye, 3 yıl boyunca John Wright’ın atölyesinde eğitim aldı. Önce heykel alanında çalışmayı deneyen Aliye, bu dalda başarılı olamayınca gravüre odaklandı. 1951’de Türkiye’ye döndü ve İstanbul’da ilk kişisel sergisini açtı. Türkiye ve Avrupa’da toplamda 11 kişisel sergisi açılan Aliye Berger, uluslararası ve ulusal 50 karma sergide yer aldı. Çalışmalarının çoğunluğu siyah-beyaz gravürlerden oluşan sanatçı, işleriyle ilgili şöyle demiştir: “(…) güzellikleriyle, acılarıyla, aşklarıyla, ölümleriyle, başkaldırışım ve baş eğmelerimle, umutlarım ve umutsuzluklarımla yaşadığım, benim olan dünyayı yansıtmak istedim yapıtlarımda.”

Aliye Berger’in hayat hikayesinde açıkça görüldüğü üzere, sanat eğitimi, o yıllarda, ancak ayrıcalıklı kadınlar için erişilebilirdi. Bir kadın olarak sanatçı olabilmenin önkoşulu, bu süreçte kadına maddi ve manevi destek verebilecek varlıklı ve entelektüel bir aileden gelmekti. 1914’te kurulan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, güzel sanatlar alanında kadınların eğitim alabilmesi açısından bir kilometre taşı oldu. (Erkeklere eğitim veren Sanayi-i Nefise-i Mektebi kapılarını bu tarihten tam 31 yıl önce açmıştı!) Ne var ki kamusal alanda ve erkek modellerle çalışmak, kadın öğrenciler için uzun zaman bir problem olarak kalmaya devam etti. Bunun yanı sıra, geleneksel tarih yazımı erkeklerin tarihine odaklandığı için, kadın sanatçılar çok uzun zaman, neredeyse görünmez kaldı. Bugün bile, hem kamusal hem de özel modern sanat müzelerinin koleksiyonları çoğunlukla erkek sanatçıların işlerinden oluşmakta. 90’lardan beri, bazı inisiyatifler Türkiye’deki kadın sanatçıları gün ışığına çıkarmayı ve görünürlüklerini artırmayı hedefleyen çalışmalar yürütüyor.

Bugün Türkiye’de bir taraftan kadınların tarihini görünür kılmak mücadelesi devam ederken, diğer taraftan da neoliberal politikalar karşısında tarihi yapıları koruma mücadelesi sürdürülüyor. Birçok diğer tarihi yapı gibi, Narmanlı Han da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. 2001’de burayı satın alan Yapı Kredi Koray Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı bir tarihsel dönüşüm projesi hazırladı. Ancak, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın büyük tepkisiyle karşılaşan şirket, projeyi hayata geçiremedi ve Narmanlı ailesinin mirasçıları şirkete dava açarak 2008’de hanı geri aldı. 2014’te Esen ve Eren ailelerine satılan Narmanlı Han, projenin mimarı Sinan Genim’in açıklamalarına göre butik kafe ve galerileri barındıran bir yere dönüşecek olan Narmanlı Han’ın yıkımına Şubat 2016’da başlandı. Beyoğlu Kent Savunması yıllardır sürdürdüğü mücadelesine devam ediyor ve kamusal alanın özelleştirilmesine yönelik yapılan tüm projelere olduğu gibi Narmanlı Han’ın yıkılmasına sebep olan bu projeye de karşı çıkıyorlar.